İstanbul Medeniyet Enstitüsü Kuruluş Bildirgesi
İnsanlığın bugün geniş dairede yaşadığı buhranın, ferdi dairedeki yansıması olan bunalımların asıl sebebi yaratılış ve varlık anlamını bulamamasıdır. Tarihsel olarak bütün büyük düşünürlerin peşinde koştuğu bu varlığın anlamı meselesinde başvurulacak kaynaklar bütün pozitif bilimlerin kaynağı kâinat kitabı (kozmos), bu kitabı okuyacak insan aklı, kutsal kitaplar ve peygamberlerdir. Tarihsel olarak peygamberler ve filozofların bu kaynaklardaki anlam arayışlarında, hep fizik ve metafizik boyutlar beraberce ele alınmıştır. Zira bugün kuantum paradigmasının da gösterdiği gibi en küçük birimiyle beraber kozmosun varlığı, madde ve enerjinin, yani somut ve soyutun, fizik ve metafiziğin, madde ve mananın birlikteliği üzerinde kaimdir. Bu durum 17. Yüzyıla kadar tüm bilim, düşünce ve teoloji diline de bu şekilde yansımıştır. Ancak bu durum Rönesans’la birlikte önce Batı’da ve sonra da bilimin yayılmasıyla bütün dünyada değişmiştir. Bu değişim, tahrif edilmiş Hristiyanlığın küstürdüğü Avrupalıların, kilisenin çoğunlukla akla muhalif olarak söylediklerini bilim dışı sayma ve bilim ile dini ayırma şeklinde tezahür etmiştir. Böylece insanlığın anlam arayışı, fizik ve metafizik şeklinde adeta ortadan ikiye bölünmüş ve bu bölünmeyle de zihinler adeta parçalanarak, bilimin ilgi ve algı alanı, sınırlılıkları olan beş duyunun beslediği akla sıkıştırılmıştır. Bunun neticesinde bilim dili, maneviyatı reddeden salt maddi bir retoriğe dönüşmüştür. Bu dönüşmeyle maddi bilim dili, zamanla kendisi bir ideoloji olarak dogmalaşmıştır. Böylece kilisenin yerini laboratuvar ve üniversiteler; papazların yerini de bilim insanları almaya başlamıştır. 17. Yüzyıldan önce kilisenin madde ve aklı dışlayan ifrat (aşırılığı), bu kez maneviyatı yok sayan bir tefrite dönüşmüştür.
Oysa bu iki zıt kutuptan ayrı olarak, kozmos yani varlık; madde ve karanlık madde ile enerjiden müteşekkildir. Makro-kozmos’daki bu varlık mahiyeti, mikro-kozmos olan insana beden ve ruh olarak yansımıştır. Dolayısıyla varlık anlamı, madde ve mananın toplamına bağlıdır. Bu ikisi buluşmadığında hakikat tezahür etmez. Bu itibarla bilim, sanat ve eğitim dili madde ve manayı beraberce ihtiva eden bir retorik olmak durumundadır. Bunlardan birisinin ihmali, insanın varlık arayışındaki anlamı eksik bırakır. Bu eksiklik ise günümüzdeki maddi ve manevi bunalımların temel sebeplerinden belki de birincisidir. İşte İME; bilimde, sanatta ve eğitimde fizik ve metafizik boyutları birleştiren; vehbi ve kesbi bilgileri buluşturan, mabedi üniversite ve laboratuvarla barıştıran bir hakikat dili ihdas ve ihya etmeyi amaçlamaktadır.
İME’nin; insan ile âlemin, akıl ile kalbin ve madde ile maneviyatın bütünlüğüne dayalı ihdas edeceği hakikat dili; bu asrın temel dinamiği olan dijital teknolojilerle bütünleştirilip, 21. Yüzyılın ideal insan profilini (Erdemli İnsan) netice verecek bir varlık vasıtası olarak insanlığın hizmetine sunulacaktır. Bu hakikat dilinin bilim, sanat ve eğitime yansıması, sadece bireyin varlık anlamı için değil, gezegenimizin selameti bakımından da hayatidir. Bu yeni hakikat dilinin ihya ve inşasında; madde-mana, akıl-nakil, Doğu-Batı, dün-bugün-gelecek, ferd-toplum ve milli-evrensel dengeye azami gayret gösterilecektir. Zekaların koalisyonu mahiyetinde takım çalışması, ferdi araştırma, tefekkür, gezi, gözlem, mülakat vb. çabalar şeklinde tezahür edecek bu gayret; tarihi şahsiyetler ile mevcut nesli buluşturmayı da kapsayacaktır.
İME’nin varlık ve anlam arayışı için ihdas ve ihya edeceği hakikat dilinin hedef kitlesi tüm insanlardır. Bu hakikat dilinin; aileye, okula, mabede ve medyaya ulaştırılması hedeflenmektedir. Bunun için gerekli tüm paydaşlarla temas edilerek, varlık arayışı yolculuğuna beraberce çıkılması samimi arzumuzdur. Bu yolculukta paydaşlarla temastaki ilkemiz, dayatmacı veya üstenci bir tavır olmayıp, fikri çeşitliliği ve zenginlik addetmektir. Varlık anlamını arayan bu hakikat dili inşa ve ihya çağrısının paydası, insan fıtratıdır.
Hakikat dili; olguların görünüşüne dayalı malumattan (information) ziyade, varlığın özünü/ aslını anlama çabası olan hikmettir.
İME’nin Çalışma Başlıkları
1-Allah-İnsan-Âlem paradigmasına uygun bir hakikat dili
2-İnsanın varlık ve anlam arayışına dair araştırma metodolojisi
3-Hakikat dili temelli bilim, sanat, eğitim ve medya çalışmaları
4-Erdemli ve yetkin bireyin tamamlayıcısı olarak ahlak ve değer çalışmaları
İME’nin Çalışma Alanları
Allah-İnsan-Âlem paradigmasına uygun bir hakikat dili ihdas etmeyi amaçlayan İME’nin hedef kitlesi tüm insanlardır. Kurumsal olarak; insanın zihnini inşa eden aile, okul (tüm bileşenleriyle), dini kurumlar ve medya öncelikle çalışılacak müesseselerdir. Payı insanın saadeti ve paydası insan fıtratı olan bu çalışma alanları şu şekilde sıralanmıştır:
• Ebeveyn eğitimi, Aile okulu, İnternetten bağımsız aile.
• Görev değil misyon olarak öğretmenlik, Kolaylaştırıcı öğretmen, Öğretmen ve öğretim.
• Okul müfredatlarında yeşil ve dijital dönüşüm, Bütünleşik müfredat.
• Bilimsel bütünlük bağlamında fen, matematik ve ahlak eğitimi.
• Öğreten ekoloji olarak camiler, Yaşamanın merkezi camiler, Öğreten mekanlar.
• Medeniyetle barışık medya, Kültür odaklı medya, Küresel zincirlerden bağımsız medya.
