İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu’nda “Beyin ve Öğrenme” Dersi Gerçekleşti

İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu Dersleri kapsamında düzenlenen “Beyin ve Öğrenme – Çocuklarda Mantık ve Muhakeme Gelişimi” başlıklı program, 25 Kasım akşamı Zoom üzerinden gerçekleştirildi. Programa, Ahmet Kavlak (Iğdır Üniversitesi Öğr. Üyesi) konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Doç. Dr. Ünal Akyüz üstlendi.

Merak, Vicdan ve Akıl Üzerine

Programda öğrenme süreçlerinin temel dinamiklerine değinen Kavlak, “Merak ilmin hocasıdır.” sözüyle bilginin kaynağında merak duygusunun bulunduğunu vurguladı. Çocuk terbiyesinin soyut değil somut bir süreç olduğuna dikkat çeken Kavlak, eğitimin davranışa dönüşmesi gerektiğini ifade etti:
“Akla bir doğrunun verilmesi onun eyleme dönüşmesi anlamına gelmez.”

İnsanda şuur ve akıl ayrımına da değinen Kavlak, şuuru “farkında olmak”, aklı ise “farkında olduğunun farkında olmak” şeklinde tanımlayarak muhakeme yeteneğinin bilinçli farkındalıkla geliştiğini belirtti.

Vicdan ve Ruh Eğitimi

Vicdanın eğitilebilir bir yetenek olduğunu ifade eden Kavlak, “Vicdan umumi kurallara muhalefette sıkıntı çeker.” diyerek ahlaki gelişimin toplumsal normlarla ilişkisine işaret etti. Ruhun merkezinde “kalp kabiliyeti”nin bulunduğunu belirten Kavlak, insanın sadece zihinsel değil, duygusal ve ruhsal boyutlarıyla bir bütün olduğunu dile getirdi.

Anne karnındaki gelişim sürecine de değinen Kavlak, bir çocuğun 4. ay itibarıyla haz ve acı duygusunu kazandığını belirterek, insanın duygusal temellerinin çok erken dönemde oluştuğunu ifade etti.

Sevgi: Eğitimin Esası

Programın en dikkat çekici vurgularından biri sevgi üzerine oldu. “Çocuğu değerli hissettirmek terbiyenin esasıdır.” diyen Kavlak, sevginin bilgi aktarımıyla değil, yaşantıyla öğretileceğini belirtti:
“Sevgi bilgiyle verilemez. Duygular yaşatılarak öğretilir.”

“Çocuk sevildiği yere aittir.” ifadesiyle aidiyet duygusunun sevgiyle kurulduğunu vurgulayan Kavlak, insanın varoluşsal temelinde sevilme ihtiyacının bulunduğunu şu sözlerle dile getirdi:
“İnsan sevildiği kadar insandır.”
“İnsan ruhunda sevilme esastır.”
“İnsan sevildiğini hissettiği kadar insaniyetlidir.”

Kavlak ayrıca, sevginin yönü ve mahiyetine dair değerlendirmelerde bulunarak, insanın değer merkezli bir sevgi anlayışı geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Haz, İrade ve Sorumluluk

Haz kavramına da değinen Kavlak, hazın “hemen, çok, değişken ve sürekli” olma eğiliminde olduğunu belirterek çocukların dürtü kontrolü ve irade gelişiminin önemine dikkat çekti. “İnsan iradesi kadar hesaba çekilir.” sözüyle de sorumluluk bilincinin irade ile doğru orantılı olduğunu vurguladı.

“Küçüklerin kalbi, büyüklerin aklından daha keskindir.” ifadesiyle çocukların duygu dünyasının hassasiyetine işaret eden Kavlak, ailelerin çocukların kalbini ihmal etmeden akıl ve muhakeme gelişimini desteklemeleri gerektiğini belirtti.


Aile Okulu Dersleri, aileyi merkeze alan bir eğitim anlayışı çerçevesinde farklı başlıklarla devam edecek.

Dijital Bağımlılıkla Mücadelede Oyun ve Ailenin Önemi Aile Okulu’nda Ele Alındı

İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu Dersleri’nin 25/8. oturumunda “Dijital Bağımlılıkla Mücadelede Oyunun ve Ailenin Önemi” başlığı ele alındı. 18 Kasım saat 21.30’da Zoom üzerinden gerçekleştirilen programa Eğitimci–Yazar Asuman Türker Sadıkoğlu ve Hayati Adalar (Manisa Celal Bayar Üniversitesi Öğr. Üyesi) konuşmacı olarak katıldı.


Programda dijital bağımlılığın çocukların psikolojik ve nörolojik gelişimi üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde değerlendirildi. Asuman Türker Sadıkoğlu, dijital araçların tamamen yasaklanmasının çözüm olmadığını belirterek, “Tamamen yasaklamak yerine kontrollü kullanım öğretildiğinde dijital bağımlılık önlenir.” ifadeleriyle dijital ebeveynliğin önemine dikkat çekti. Çocukların ekranlardan uzaklaşabilmesi için alternatif ortamlar oluşturulması gerektiğini vurgulayan Sadıkoğlu, ev içinde nitelikli ve cazip alanlar inşa edilmesinin önemine işaret etti.


Doç. Dr. Hayati Adalar ise dijital bağımlılığı nörobiyolojik boyutuyla ele aldı. Dopamin ve serotonin arasındaki ilişkiye değinen Adalar, bilgisayar oyunlarının haz merkezli dopamin salgısını artırdığını, bunun da oyun sonrasında öfke ve huzursuzluk gibi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. “Çocuk dijital oyunu tek başına oynadığında dopamin salgılıyor; ancak oyunu anne-babasıyla oynadığında serotonin salgılıyor.” sözleriyle aileyle kurulan etkileşimin belirleyici rolüne dikkat çekti.


Bağımlılığın tanımına ve türlerine de değinen Adalar, bağımlılığın merak ve sosyal etkileşimle başlayabileceğini, madde temelli ve davranış temelli olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtti. “Alışkanlık sürecinde, bağımlı olduğunuz şeyden vazgeçemiyorsanız artık bağımlı olmuşsunuzdur.” ifadeleriyle ebeveynlere önemli bir ölçüt sundu.
Dijital maruziyetin çocukların beyin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini vurgulayan Adalar, insan beyninin öğrenmeyle geliştiğini ancak yoğun ve kontrolsüz dijital kullanımın bu süreci sekteye uğratabileceğini ifade etti. “Esnek olabiliriz ancak kuralsız olmamalıyız.” sözleriyle aile içi sınırların önemine dikkat çekti.


Programda ayrıca günümüz ebeveynlerinin “dijital göçmen”, çocukların ise “dijital yerli” olduğuna değinilerek, kuşaklar arası dijital farkın bilinçli rehberlikle aşılabileceği ifade edildi. Çocukların dijital dünyada bulunurken sınırlarını ihlal etmemeleri ve temel ihtiyaçlarını ihmal etmemeleri gerektiği vurgulandı.


Aile Okulu Dersleri, aile merkezli bilinçli ebeveynlik perspektifini güçlendiren başlıklarla önümüzdeki haftalarda da devam edecek.

Aile Okulu’nda Kimlik ve İhsan Vurgusu: Kur’an’da Güzellik ve Estetik Kavramı Ele Alındı

İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu Dersleri kapsamında bu hafta “Kimlik Bilinci – Kur’an’da Güzellik ve Estetik Kavramı” başlıklı program gerçekleştirildi. Eğitimci-Yazar Firuzan Çetin’in konuşmacı olarak yer aldığı programın moderatörlüğünü Ayşegül Akakuş Akgün üstlendi. 11 Kasım tarihinde saat 21.30’da Zoom üzerinden düzenlenen ders, yoğun katılımla takip edildi.

Programda kimlik inşasının ailede başladığını vurgulayan Çetin, sürecin sonuç odaklı değil istikamet odaklı yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. “Anne ve babalara düşen; süreçte sonuç beklememektir.” ifadesiyle ebeveynliğin sabır ve süreklilik gerektiren bir inşa süreci olduğunun altını çizdi.

Çetin, modern dönemde çocukların iki temel etki altında bulunduğunu belirterek “Bugün çocuklarımızın üzerinde iki etken vardır: ekran etkisi ve akran etkisi.” sözleriyle ailelerin bilinçli rehberliğinin önemine işaret etti. Çocukların hayret ve hayranlık duygusunun canlı tutulmasının gerekliliğini vurgulayan Çetin, kalpleri inşa edilmeden davranışların kalıcı olmayacağını ifade etti: “Biz çocuklarımızın duygularını iman ettirmeden; bedenlerini ibadet ettirmeye kalktık.”

Konuşmasında niyet, ihsan ve adalet kavramlarına özel bir yer ayıran Çetin, “Niyet, müminin enerjisi ve istikametidir.” diyerek kimlik bilincinin merkezinde niyetin bulunduğunu dile getirdi. İhsanı ise “eylemin kalitesi” olarak tanımlayarak, hayatın bütün alanlarında estetik bir bilinç ve derinlik gerektiğini belirtti. “İhsanın olmadığı yerde zulüm vardır.” ve “İhsan, bütün bir hayatı bir sanat faaliyetine dönüştürmektir.” sözleriyle Müslümanın hayat tasavvurunun güzellik ve sorumluluk temelinde şekillendiğini ifade etti.

Adalet ve ihsanın birlikte anıldığına dikkat çeken Çetin, “Adalet, hak ettiğini vermektir; ihsan ise fazlasıyla vermektir.” diyerek Kur’an’da güzellik anlayışının yalnızca estetik değil, ahlaki bir boyut taşıdığını belirtti. “İslam ne yapmamız gerektiğini, iman niçin yapmamız gerektiğini, ihsan ise nasıl yapmamız gerektiğini öğretir.” sözleri ise programın ana çerçevesini oluşturdu.

Kavramların düşünce dünyasındaki yerine de değinen Çetin, “Kavramlar zihinlerin şifreleridir.” ve “Kelimeler bizim kimliğimizin şifreleridir.” ifadeleriyle dilin ve anlam dünyasının kimlik inşasındaki belirleyici rolünü vurguladı. “Kendini ikna edemeyenler, başkalarını inşa edemezler.” sözüyle ise bireysel farkındalığın toplumsal inşanın ön şartı olduğuna dikkat çekti.

Program, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi. Aile Okulu Dersleri, aile merkezli bir medeniyet tasavvurunu güçlendirmeye yönelik başlıklarla önümüzdeki haftalarda da devam edecek.

Aile Okulu Dersleri 25/6’da “Kimlik Bilinci” Vurgusu

İstanbul Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen ve Aile Okulu kapsamında gerçekleştirilen “Kimlik Bilinci: Sağlıklı Cinsiyet Kimliği Gelişimi” başlıklı oturum, 4 Kasım’da Zoom üzerinden yapıldı. Programın konuşmacısı Sosyolog ve Aile Danışmanı Yurdagül Karaköse oldu.
Seminerde çocukla kurulan sevgi bağının belirleyici rolüne dikkat çeken Karaköse, “Çocuğu kim severse, o kazanır. Anne ve baba da çocuğu kazanabilir; dış etkenler de.” ifadelerini kullandı.
Erken çocukluk döneminde kurulan temasın önemine değinen Karaköse, özellikle beslenme sırasında göz temasının çocuk gelişimindeki etkisine işaret ederek, “Çocukları besleme sırasında göz teması kurmak çok önemlidir. Araştırmalar, suça sürüklenen çocuklarda besleme sırasında göz teması kurulmadığını gösteriyor. Göz teması demek, sevgi demektir.” dedi.
Güvenli bağlanmanın üç temel şartına da değinen Karaköse, bu sürecin “bakım, güven ve sevgi” üzerine inşa edildiğini vurguladı.
Sağlıklı cinsiyet kimliği gelişiminde anne-baba tutumunun belirleyici olduğunu ifade eden Karaköse, “Sağlıklı cinsiyet kimliğinin oluşması, anne babanın birbirine karşı tutumuyla da ilgilidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Karaköse, sağlıklı cinsiyet kimliğini ise şu sözlerle tanımladı: “Sağlıklı cinsiyet kimliği, çocuğun biyolojik cinsiyetinden memnun olmasıdır. Kız çocuğunun ‘Ben kızım’, erkek çocuğunun ‘Ben erkeğim’ diyebilmesidir.”
Program, katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi. Aile Okulu Dersleri’nin ilerleyen haftalarda farklı başlıklarla devam edeceği bildirildi.

Aile Okulu’nda “Ben ve Biz Dengesi” Üzerine Önemli Değerlendirmeler



İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu kapsamında düzenlenen “Aile Kurumu” başlıklı derste, “Aile İçi İletişim: Ben ve Biz Dengesi” konusu ele alındı. Program, Klinik Psikolog Yakup Işık’ın konuşmacı, Sosyolog – Aile Danışmanı Yurdagül Karaköse’nin moderatörlüğünde çevrim içi olarak gerçekleştirildi.


Ders kapsamında aile içi iletişimin temel dinamikleri, bireysellik ile aidiyet arasındaki denge ve sağlıklı bir “biz” bilincinin inşası üzerinde duruldu. Klinik Psikolog Yakup Işık, aile içi ilişkilerde empati, yakınlık ve güven ortamının güçlü bağların temelini oluşturduğunu vurguladı.
Ailede “biz” rolünün oluşabilmesi için aidiyet duygusunun bilinçli şekilde geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Işık, belli günlerde bir araya gelme gibi ortak hedeflerin aile bağlarını güçlendireceğini belirtti.


Programda ayrıca aile içinde ortak hatıralar biriktirmenin, “biz ruhu”nun canlı tutulmasında belirleyici olduğuna dikkat çekildi. Işık, “Ailede biz ruhunu yaşatmamız için anılar biriktirmek lazım.” sözleriyle, paylaşılan deneyimlerin aile kimliğini güçlendirdiğini ifade etti.
Aile Okulu dersleri, aile kurumunun güçlendirilmesine katkı sunacak başlıklarla katılımcılarla buluşmaya devam ediyor.



Aile Okulu’nda “Kimlik İnşasında Annenin Rolü” Ele Alındı

İstanbul Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen Aile Okulu Dersleri 25/4 programı kapsamında, “Aile Kurumu: Kimlik İnşasında Annenin Rolü” başlıklı çevrim içi konferans 21 Ekim 2025 tarihinde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Zoom üzerinden yapılan programa eğitimci-yazar Necla Koytak konuşmacı olarak katılırken, oturumun moderatörlüğünü sosyolog ve aile danışmanı Yurdagül Karaköse üstlendi.

Programda aile kurumunun medeniyet tasavvurumuzdaki merkezi konumu ele alınırken, özellikle erken çocukluk döneminin (0–6 yaş) kimlik gelişimindeki belirleyici rolüne dikkat çekildi. Necla Koytak, çocuğun kimlik oluşumunda en kritik dönemin erken çocukluk olduğunu vurgulayarak, bu süreçte en etkili rolü annenin üstlendiğini ifade etti. Anne ile kurulan sağlıklı güven ilişkisinin, bireyin ileriki yaşantısında başarı, karakter ve inanç gelişimi üzerinde belirleyici olduğunu belirtti.

Koytak konuşmasında, kimliğin varoluşun temel unsurlarını barındırdığını dile getirerek, bireysel ve toplumsal inşanın aile üzerinden şekillendiğini ifade etti. “Bir iddiamız, bir hayalimiz, bir amacımız yoksa; başka milletlerin hayallerinin parçası oluruz.” sözleriyle, aile içinde verilen eğitimin yalnızca bireysel değil, aynı zamanda medeniyet perspektifi taşıması gerektiğine işaret etti.

Duygusal zekânın duyguların eğitimiyle geliştiğini belirten Koytak, kadınların tarihsel olarak güçlü olduğu bu alana yönelik dönüşümlere dikkat çekti. Kadın kimliğindeki değişimin toplum değişiminin başlangıcı olduğunu vurgulayan Koytak, modern dünyanın mutluluğu bireysel ve yalnız bir hedef olarak sunduğunu; oysa muhabbet, özveri ve vefa gibi değerlerin ancak ilişkisel bir zeminde anlam kazandığını ifade etti.

Konuşmasında adalet ve sevgi kavramlarına da değinen Koytak, adaletin yüce bir erdem olduğunu; sevginin hâkim olduğu bir ortamda ise adalete ihtiyaç kalmayacağını belirtti. “Kadın, toplumun yarısını oluşturur, tümünü yetiştirir.” sözüyle de annenin ve kadının toplumsal inşadaki kurucu rolünü vurguladı.

Program, katılımcıların soruları ve değerlendirmeleriyle sona erdi. İstanbul Medeniyet Enstitüsü yetkilileri, aileyi merkeze alan çalışmaların ve Aile Okulu derslerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini belirtti.



Kimlik İnşasında Babanın Rolü ve Kavvamlık Aile Okulu’nda Ele Alındı


İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu dersleri kapsamında gerçekleştirilen “Kimlik İnşasında Babanın Rolü ve Kavvamlık” başlıklı programda, İİKV Mütevelli Heyet Başkanı Said Yüce aile kurumunun manevi temellerine ve ebeveyn sorumluluğuna dair dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.


Zoom üzerinden gerçekleşen derste Said Yüce, kimlik inşasında babanın rolünü “kavvamlık” kavramı üzerinden ele aldı. Kavvamlığın bir üstünlük değil, bir sorumluluk alanı olduğuna dikkat çeken Yüce, müfessirlerin bu kavramı erkeğin üstünlüğü olarak değil; aile içinde dengeyi, adaleti ve sorumluluğu üstlenme görevi olarak tefsir ettiğini ifade etti.


“Kavvamlık, evde dengeyi ve adaleti sağlamaktır” diyen Yüce, erkeğin ilahi emirlere bağlılığı arttıkça evde huzurun da artacağını vurguladı. “Bir ailede kavvamlık sağlanırsa, o aile huzurlu bir aile olur” sözleriyle aile içi düzenin manevi temellerine işaret etti. Evin reisinin kavvam olmasıyla kadının sorumluluğunun hafifleyeceğini belirten Yüce, aile içi iş bölümünün adalet ve merhamet zemininde şekillenmesi gerektiğini dile getirdi.


Programda aile içi iletişim ve ahlak konusu da öne çıktı. “Eşinden şikâyet etmek ve haksız yorumlarda bulunmak, bütün salih amelleri siler” ifadeleriyle evlilikte dilin ve üslubun önemine dikkat çeken Yüce, dersin en etkili şekilde “hal diliyle” verileceğini vurguladı.


Çocuk eğitimine ilişkin değerlendirmelerinde ise aile ortamının belirleyici rolüne işaret eden Yüce, “Çocuğun en şefkatli yetişeceği yer annesinin sinesidir” derken, babanın ise “en verimli ve güvenli ortamı sağlayan” kişi olduğunu ifade etti. Anne için “en önemli öğretmen” nitelemesinde bulunan Yüce, ebeveynlerin yalnızca çocuklarının dünyevi geleceklerini değil, ahiretlerini de düşünmeleri gerektiğini belirtti.


Tefekkürün aile hayatındaki yerine de değinen Yüce, evlerde ve bahçelerde “tefekkür penceresi” açılması gerektiğini, çocuklara düşünmeyi ve derinlikli bakışı öğretmenin ebeveynlerin temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Bu bağlamda yaptığı çarpıcı benzetmede, “Normal kamera sistemleri görüntüleri bir süre kaydedip siler; fakat çocuklar gördüklerini bir ömür boyu kaydeder ve saklar” sözleriyle aile ortamındaki her davranışın kalıcı etkisine dikkat çekti.


Program boyunca ailede bereket, huzur ve değer bilincinin matematiksel ölçülerle ifade edilemeyeceğini belirten Yüce, “Bereket, matematik ile ifade edilemez” sözleriyle aile hayatının manevi boyutunu hatırlattı.
İstanbul Medeniyet Enstitüsü Aile Okulu dersleri, aile kurumunu değer temelli bir perspektifle ele almaya ve ebeveynlere rehberlik sunmaya devam ediyor.



Aile Okulu’nda İlk Ders: “Ailede Korunması Gereken Değerler”

İstanbul Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen Aile Okulu Dersleri 25/2 programı, 7 Ekim akşamı gerçekleştirilen programla başladı. “Aile Kurumu: Fertten Aileye Yolculuk – Aile Medeniyeti” başlığıyla düzenlenen ilk dersin konuğu Eğitimci-Yazar Sıtkı Aslanhan, moderatörlüğünü ise Sosyolog ve Aile Danışmanı Yurdagül Karaköse üstlendi.


Zoom üzerinden gerçekleştirilen programda Aslanhan, günümüz aile yapısının karşı karşıya olduğu zihinsel ve kültürel tehditlere dikkat çekti. Aynı evde yaşamanın çocuklarla gerçek bir birliktelik anlamına gelmediğini vurgulayan Aslanhan, dijital ve kültürel etkilerle çocukların zihin dünyasının dış müdahalelere açık hale geldiğini ifade etti.


Konuşmasında aile içi otorite ve sorumluluk meselesine de değinen Aslanhan, aile yapısında rol ve sorumlulukların netliğinin önemine işaret etti. Ailenin bir kurum olarak güçlü kalabilmesi için liderlik, düzen ve ortak hedef bilincinin gerekli olduğunu belirtti.
Toplumun yalnızca eğitim politikalarıyla değil, güçlü bir medeniyet tasavvuruyla inşa edilebileceğini dile getiren Aslanhan, aileyi medeniyetin temel taşı olarak konumlandırdı. Ebeveynler arasında artan rekabet ve üstünlük yarışının aile içi huzuru zedelediğini ifade eden konuşmacı, aile fertlerinin birbirini tamamlayan bir bilinçle hareket etmesi gerektiğini söyledi.


Programda ayrıca ailelerin kültürel ve dijital etkiler karşısında savunmasız bırakılmaması gerektiği vurgulandı. Toplumsal güvenlik kadar aile güvenliğinin de önem taşıdığına dikkat çekilerek, aileyi koruyacak değerlerin yeniden hatırlanması çağrısı yapıldı.
Yoğun katılımla gerçekleşen Aile Okulu’nun ilk programı, aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi adına önemli tespitler ve önerilerle tamamlandı. İstanbul Medeniyet Enstitüsü, Aile Okulu dersleriyle aileyi merkeze alan medeniyet perspektifini ele almaya devam edecek.

Aile Okulu Açılış Programı Büyük İlgi Gördü



İstanbul Medeniyet Enstitüsü tarafından düzenlenen Aile Okulu Açılış Programı, yaklaşık 700 kişinin katılımıyla yoğun ilgi gördü. Program, Doç. Dr. Ünal Akyüz’ün açılış konuşmasıyla başladı. Moderatörlüğünü Yazar Ayşegül Akakuş Akgün’ün üstlendiği programın onur konuğu ise Uzman Aile Danışmanı ve Yazar Saliha Erdim oldu.
Saliha Erdim konuşmasında, aile kurumunun toplumun merkezinde yer aldığını vurgulayarak aile içi rol dengesi, sorumluluk paylaşımı ve değer bilinci üzerine önemli mesajlar verdi. “Aile hayatın merkezindeki en büyük kurumdur.” diyen Erdim, ailede rol çatışmasının çatırdamalara yol açacağını belirterek eşlerin birbirinin içindeki “iyi insanı” ortaya çıkarmakla sorumlu olduğunu ifade etti.


Ailede değer kavramının bireyden başladığını vurgulayan Erdim, şu sözleriyle dikkat çekti:
“Değerler bende başlar, bende biter.”
“İnsanlar kendilerini değersiz gördükçe, karşıdakini de değersizleştiriyor.”
“Ailede değerler denilince önce insanın kendisinin bir değer olduğu unutulmamalı.”
Konuşmasında insanın; malını, canını, aklını ve neslini korumakla yükümlü olduğunu hatırlatan Erdim, bireyin hem değer üretmesi hem de bu değeri aktarması gerektiğini ifade etti. “İnsan değer üretmeli ve iletmeli!” sözleri salonda geniş yankı buldu.

Ebeveynliğin ahlaki sorumluluğuna da değinen Erdim, anne-babanın tutumunun çocuğun karakter gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı:
“Anne babanın ahlakı, çocuğun ahlakının seyrini belirleyecektir.”
“Çocuktan fikir almak, ona danışmak; onu düşünmeye itecek, fikir dünyasını geliştirecektir.”
Aile içi sınır bilincinin önemine dikkat çeken Erdim, “Kendi sınırımı bilmem, başkasının sınırlarını anlamamı sağlar.” diyerek sağlıklı ilişkilerin temelinin karşılıklı saygı ve farkındalık olduğuna işaret etti.


Programda ayrıca eşler arası denge, bağımlılıkların aile üzerindeki etkileri, sorumluluk bilinci ve sağlıklı iletişim konuları da ele alındı. Katılımcıların büyük ilgiyle takip ettiği program, ailede sevgi, değer ve sorumluluk merkezli bir bakış açısının önemini bir kez daha ortaya koydu.

Aile Okulu Danışma Kurulu

Doç. Dr. Ünal Akyüz

İstanbul Medeniyet Enstitüsü Müdürü / Aile Okulu Projesi Genel Koordinatörü

Betül Geleri

Aile Okulu Projesi Koordinatörü

Nurefşan Çağlaroğlu

Yazar/ Araştırmacı 
Aile Okulu Projesi Koordinatörü

İbrahim Said İçtenal

Aile Okulu Projesi Sorumlu Asistanı

Meryem Güler

Proje Koordinatörü / Finans Uzmanı

Yurdagül Kayabaşı

Sosyolog / Aile Danışmanı

Ayşegül Akkuş Akgün

Araştırmacı / Yazar

Özlem İpekçi

Eğitimci/ Sınıf Öğretmeni

Nuray Yüce

Eğitimci

Maarif Platformu Aile Okulu

Aile Okulu Projesi Genel Koordinatör:
Dr. Ünal Akyüz

Aile Okulu Projesi Sorumlu Asistanı:
İbrahim Said İçtenal

Koordinatörler:
Betül Geleri / geleribetul3@gmail.com
Nurefşan Çağlaroğlu


Programın Amacı

Aile Eğitimi Programı, aile içi iletişim ve eğitim becerilerini geliştirmeyi amaçlayan, İslami değerler ve kültürümüzü ön planda tutarak hazırlanan kapsamlı bir eğitim programıdır. Program, ailelerin çocuklarına manevi, ahlaki ve kültürel değerleri kazandırmalarına yardımcı olmayı, çocukların sağlıklı ve dengeli şahsiyetler olarak yetişmelerini amaçlamaktadır. Bu genel amaca göre programa katılanlarda aşağıdaki alanlarda gelişim beklenmektedir.


Aile Eğitim Programı

İslami Değerlerin Kazandırılması: Program adalet, sabır, şükür, dua ve çalışkanlık gibi İslami yaşayışın temelini oluşturan değerleri ailelerin günlük yaşamlarına uyarlamayı amaçlamaktadır. Bu değerlerin çocuklara kazandırılmasının nasıl ve hangi yöntemlerle yapılacağı ve çocukların manevi ve ahlaki gelişimlerini destekleyecek diğer değerlerin kazandırılmasında izlenecek yolların tespit edilmesi.

Kültür ve Geleneklerimizin Yaşatılması: Kültürümüzün zengin geleneklerini ve göreneklerini ailelere hatırlatarak, bu değerlerin yeni nesillere aktarılmasını sağlamak. Ailelerin, çocuklarına kültürel mirası doğru bir şekilde aktarmalarına yardımcı olmak.

Aile İçi İletişimin Güçlendirilmesi: Sağlıklı aile içi iletişim, mutlu ve huzurlu bir aile yaşamının temelidir. Program, aile üyelerinin birbirleriyle etkili ve sağlıklı iletişim kurmalarını, saygı ve anlayış geliştirmelerini hedeflemektedir.

Çocuk Gelişiminin Desteklenmesi: Çocukların zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel ve ahlaki gelişimlerinin desteklenmesi için gerekli bilgileri ve becerileri ailelere kazandırmak. Çocukların kişisel yeteneklerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak.

Eğitimde İslami Metotların Kullanılması:Peygamberimizin eğitim metotlarından ilham alarak, çocuk eğitiminde sabır, şefkat ve sevgi temelli yaklaşımların uygulanmasını teşvik etmek. İslami öğretilerin modern eğitimle uyumunu sağlamak.

Değer Eğitimi: Program, çocuklara mizaç, karakter ve huy gibi kavramların öğretilmesini, büyüklere hürmet ve küçüklere merhamet gibi değerlerin kazandırılmasını hedeflemektedir. Bu şekilde değerlerin aile içinde yaşanacağı düşünülmektedir.

Sağlıklı Yaşam Alışkanlıklarının Kazandırılması: Ailelere sağlıklı beslenme, helal gıda tüketimi, düzenli spor ve beden terbiyesi konularında bilgi vermek. Çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmelerine yardımcı olmak.

Medya ve Teknoloji Okuryazarlığı: Ailelerin, çocuklarına medya ve teknoloji kullanımı konusunda doğru rehberlik etmelerini sağlamak. Medya içeriklerini değerlendirme ve teknoloji bağımlılığından kaçınma konusunda bilinçlendirmek.

Sanat ve Oyun Yoluyla Eğitim: Görsel sanatlar, müzik ve oyun yoluyla çocukların duygusal ve sosyal gelişimlerini desteklemek. Eğitici oyunlar ve sanat etkinlikleri ile çocukların üretkenliklerini ve ifade becerilerini geliştirmek.

Aile Sağlığı ve Güvenliği: Ailelerin, sağlıklı ve güvenli bir yaşam sürmeleri için gerekli bilgileri sağlamak. Helal gıda, sağlıklı beslenme ve çevreye saygı konularında bilinçlendirmek.


İçerik

Eğitimlerimiz; evlatlarımızın manevi, ahlaki, kültürel değerler kazanması, dengeli ve sağlıklı yetişmesi, okul başarılarının artması için aileye yardımcı olmak amacıyla, alanında uzman eğitimci, psikolog ve yazar 29 hocamızın sunumları ve 1000 kursiyer ebeveynimizin katılımıyla gerçekleşmektedir. Toplam 29 hafta devam edecek egitimlerimiz şimdiye kadar 10  eğitim ve ayrıca konuların eğitmenlerle detaylı istişarelerle ele alındığı 3 atölye çalışması yapılmıştır.


Aile Okulu Videoları